6 Eylül 2010 Pazartesi

-ecek,-acak.

ve işte duymak istediğim o cümle.
keşke yanımda biri olsaydı ve bana o büyülü cümleyi söyleseydi diye dertlendim.
başka bi şehirden çıkageldi. annemden.
hissetti sanki. her zaman olduğu gibi.

"her şey çok güzel olacak.."

2 Eylül 2010 Perşembe

kız çocuğunun itirafları. -5-

kıskançlığımın seviyesi gün geçtikçe büyüyor.
bergüzar da şarkı söylüyor mesela ama onu kıskanmıyorum.
yeni "kıskançlık saplantım" 'beren saat' !
bravo bana!

22 Ağustos 2010 Pazar

dün.bugün.yarın...

garip bir "geçmiş" hafta.
biten yaz, bi türlü bitmeyen çeşmeaşkı.
giderilemeyen özlemler.
tutulmamış vaatler, okunmamış kitaplar, yazılmamış yazılar.

diğerlerinin aynısı bir pazar günü.

dinlenecek yeni şarkılar.
girilecek yeni bir ortam.
dönülecek eski bir şehir.
yaşanacak son bir sene.

17 Haziran 2010 Perşembe

mütemadiyen.

içim sıkılıyo. nefretle kanal geziyorum. bütün derslerimden geçmiş olmak bile mutlu etmiyosa nası mutlu olucam bu hayatta bilmiyorum gerçekten.

nefretim öyle büyük ki. neden diyorum neden? "bende o cevher yok demek ki!" var ulan işte! var biliyorum. hiçbi şeyden emin olmadığım kadar eminim bundan. sadece.. sadece. sadece ne? oturuyorum, oturuyorum ve mütemadiyen oturuyorum. ben böyle devam ettikçe:

-cut to-

50. yaş. yine nefretle kanal gezilir. tek fark yüzde milyonlarca kırışıklık. yıkık dökük ucuz yollu bi ev. oturuyorum, oturuyorum ve yine mütamadiyen oturuyorum!

14 Mayıs 2010 Cuma

kız çocuğunun itirafları. -4-

bitmemiş hikayelere 3. kişi olarak dahil olmak istemiyorum.
kendi bitmemiş hikayemi de merak etmeden duramıyorum.
özlüyorum ara sıra. ama yine de özlenip özlenmediğimi bilmek istemiyorum.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

ceza.

öyle bi noktadayım ki artık hiçbir şeye tahammülüm yok. en ufak şeye bile o kadar çok sinirlenebiliyorum ki kendime şaşırıyorum. içime attıklarım o kadar büyük ki ve her geçen gün o kadar çok büyümeye devam ediyor ki koptum gittim. nerde oldu nasıl oldu bilmiyorum. tek bir kelime bile beni çileden çıkartmaya yetiyo bütün bildiğim bu.

anlatsam, gülerler. komik çünkü. tek başına söylendiği zaman hiçbi anlam ifade etmiyolar. ama benim içimde anlamları öyle büyük ki.. ben o bir kelimeyle kaç destandan bahsedildiğini çok iyi anlıyorum.
sonrası bitmek bilmez bi baş ağrısı.
bakalım bunlar benden nasıl çıkıcak..ne gibi hastalıklarla. kafayı sıyırmış bi anane olucam en iyi ihtimalle.

sonsuza kadar burda kalmakla cezalandırılmış olmaktan çok korkuyorum. ve artık bitsin istiyorum.
bitsin.

kopuk.

bu perşembe filmimi yeniden çekiyordum ama çekemiyorum. kısmet değilmiş demek ki hakkaten. hala pes etmedim. ileri bi tarihe attım ama o tarihe kadar eksiklerimi tamamlayamazsam -ki eksiklerden kastım oyuncularım!- bu senaryoyu asla çekmiycem! çünkü artık lanetli olduğuna inanıyorum!

onun dışında bahar var bide. sezen dinliyorum şimdi " bi daha gelmez geri genç baharlar/ kim bilir önümüzde kaç kiraz mevsimi var". gerçekten kim bilir?

çimlerde yuvarlanmak ve sevmediğim baharın tadını çıkarmak istiyorum. bir yandan da böyle bi tempoda baharın geçişinin bile farkına varamadığım için mutluyum. bahar dan nefret ederim çünkü. bu cuma hava 29 dereceye kadar çıkıcakmış. geçen sene cansu'nun doğum gününde cehennemden beterdi. umarım bu sene birazcık esinti falan olur en azından. amin!

bi şeylerden sıkıldım ama neyden olduğunu bilmiyorum. şımarık bi "sıkıldım" değil ama bu. hakkaten içim sıkıldı artık. eğlenceye ihtiyacım var belki de migren ağrım olmadan. kim bilir?

kim bilir onu merak ediyorum aslında. annem le babam eskiden bi arkadaşlarına "bir bilen" derlerdi. uzunca bi süre kim olduğunu söylemediler. hep merak ettim. sonunda öğrendim. hakkaten de öyle bi kişilik ama kendisi. komik. benim hayatımda da "bir bilen" olsun istiyorum. her şeyimi bilsin istiyorum. her şeyi ona danışmak istiyorum. bi de omzunda uyumak istiyorum bazı geceler mümkünse. mümkün müdür?

bağlamı kopuk yazılarıma ayrı bi bayılıyorum. asla bitmiyolar çünkü :) bak bunu da bitiremiyorum mesela.
bit.
bit.
bit.
bitti.